2

Doktor Yılmaz Aksoy İle Ropörtaj

Sitemizin ilk ropörtajını, bizi kırmayan, Mersin’imizin en iyi doktorlarından; ve son zamanlarda da adını, Siyah Gülün Gelinleri isimli şiir kitabı ile duyuran, Mersin Devlet Hastanesi Cildiye Uzmanı Doktor Yılmaz Aksoy ile gerçekleştirdik. Bize, oldukça uzun bir zaman ayıran; ve bizi, vermiş olduğu değerli bilgileri ile onore eden Yılmaz Aksoy’a teşekkürlerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz.

1) Yılmaz Aksoy Kimdir? Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Dr. Yılmaz Aksoy kimdir. 15 Kasım 1949’da Urfa’nın Halfeti Kazasının Tilaze Köyünde Fırat Nehrinin hemen kıyısında bir evde doğdum. Babam Müslüm Aksoy 1946 Yılı Malatya Akçadağ köy Enstitüsü mezunu bir ilk okul öğretmenidir. Doğduğum Köy de babamın ilk görev yeridir. Ayrıca o köye atanan ilk öğretmendir. Annem okuma yazma bilmez. İlk okula Babamın köyü olan Urfa ili Halfeti ilçesinin CİBİN (Saylakkaya) köyünde başladım. 1959 yılı Eylül Ayında Gaziantep’e göç ettik. İlk okulu Gaziantep Yavuzlar İlk okulunda bitirdim. Orta okul ve liseyi Gaziantep Liesinde İftiharla bitirerek 1966 yılı Haziran ayında Mezun oldum. Aynı yıl yapılan Üniversite imtihanını O zaman 6 tercih hakkını Asil listeden Kazandım. İstanbul Tıp Fakültesini de kazanmama rağmen Yurt Kolay bulurum diye ve Memleketim Gaziantep’e yakın diye ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİNE kaydoldum. 1972 Yılı 9 Eylülünde mezun oldum. Burslu olduğum için 17 Ekim Erzurum ili Olur ilçesi merkez sağlık ocağında işe başladım, 2 yıl burda, 1 yıl Giresun merkez sağlık ocağında, 1,5 yıl kadar da Ankara’nın güdül ilçesi sağlık merkezi hekimliği yaptıktan sonra Mecburi hizmetimi tamamladım. 1976 yılına askerliğimi 4 ay kısa dönem olarak Ankara’da Hava Kuvvetleri Komutanlığında doktor olarak yaptım. 1976 Yılı sonunda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cildiye kliniğinde Uzmanlık için girerek, 10 Ekim 1980 tarinde uzman oldum. 1981 yılı 31 Mart tarihinde Mersin Devlet Hastanesi Cildiye Kliniğinde işe başladım. 1987 – 1990 Yılları içel Sağlık Müdürlüğü, 2001 – 2004 yıllarında iki kez Mersin Devlet Hastanesi Başhekimliği Görevlerinde bulundum. Ayrıca 1983 _ 2001 yılları arasında aralıklı olarak başhekim yardımcılığı yaptım. Halen Aynı hastanede Cildiye Uzmanı olarak çalışıyorum.


2) Mersin Devlet Hastanesi’ hakkında Mersin’liler ile paylaşmak istediğiniz düşünce; ve görüşleriniz nelerdir?
MERSİN DEVLET HASTANESİ HAKKINDA; Mersin devlet hastanesi 500 yatak kapasitesiyle Mersin’in en çok yatak kapasitesine sahip bir hastanedir. Bir ara ben Başhekim iken hastaneyi 800 yatak kapasitesine çıkarmıştım. Ayrıca yetişmiş uzman kadrosuyla, Açık kalp ameliyatı dahil her türlü ameliyatın ve tedavinin yapıldığı bir hastanedir. Ortalama günde 50 Ameliyat yapılmakta, 4000 – 5000 bin poliklinik muayenesi yapılmaktadır. Çalışanlarla birlikte, Bir de refatçileri sayarsak Bir kasaba nüfusu kadar (10.000 – 12.000) insan hergün hastaneye girip çıkmakta dertlerine derman Bulmaktadırlar. Her bölümden uzman hekim bulunmakta ve her türlü laboratuvar tetkiki yapılabilmektedir

3) Mersin Devlet Hastanesi’nde Baş Hekim’lik yaptığınız günler Sizin için özel günler miydi?

MERSİN DEVLET HASTANESİNDE BAŞHEKİMLİK yaptığım günler tabi ki benim için çok özel günlerdi. Ama aslında benden daha çok Mersin Devlet hastanesi ve halkımız için çok özel günler oldu. Neden mi? Yazdığım herşey kayıtlarla ispatlıdır. İnanmıyan gider inceler.

Ben 11 Temmuz 2001 tarihinde Başhekimlik görevine başladım. Yandaki binamızın sadec 1. ve 2. katlarının Ana binaya bitişik olan dörtte bir kısmı dernek vasıtasiyle valilik onayıyla yapılmış ve kullanılıyordu. Ben 3 Trilyonun üstünde ödenek alarak. 1 Ocak 2002’de şimdi Acil servisin de bulunduğu 7 Katlı binayı bitirdim. Para sıkıntısı çekildiği için 30’un üstünde çoğu bire bir özel dost ve arkadaşlarımdan o zamanki paraya göre 6,5 Milyar (10 yatak takımı bedeli) Eşya bağışı yapan hayırsever dostlarıma Döşettim. Bu bağış işini yaparken iftiraya uğramamak için hiç paraya dokunmadım. Yatak takımı, büro tipi buz dolabı, 37 ekran Tv, Çek yat benzeri şekilde eşya kabul ettim. Hatta ben ve Eşim Avukat Neriman Aksoy Rahmetli oğlum, MÜSLÜM BURAK AKSOY’un anısına bir oda döşettik. Yanlış hatırlamıyorsam 4 – 5 Nisan 2002 tarihinde binayı hizmete açtım. Düşünün 6 aydan az bir zamanda senelerdir bitirilemeyen, Sürüncemede kalan 7 Katlı binayı bitirdim ve içini de devletten kuruş çıkmadan bağışlarla özel dostlarıma döşettim. Bunlar anlatan pirinçten bir levha yazdırıp altına da Başhekim Dr. Yılmaz Aksoy yazdırdım. Mersin Valisi Akif Tığ bey açılışı yaptı ve bana takdirname verdi. Ancak, Değişen siyasi iktidarın ilk işi beni görevden almak oldu. Yeni gelen başhekimin ilk işi de o pirinç levhayı kaldırmak oldu. Böylece hiç bir iyilik karşılıksız kalmaz sözü gerçek oldu. Ancak Tanrım ve olayları takip eden Mersin halkı herşeyi biliyor. Bu sadece yapılanların bir kısmı şimdi sayıp dökmeye gerek yok. O zaman Mersin Üniversitesi Rektörü olan Prof. Dr. Uğur Oral bey. Sen hastaneyi bizim tıp fakültesi hastanesi seviyesine getirdin dedi bizzat bana.

4) Mersin Aile Hekimi Uygulaması hakkında düşünce ve görüşleriniz neler?

Aile Hekimliği uygulaması konusunda bir şey söylemek için henüz erken. Çıkan sorunların zaman içinde düzeleceğini Düşünüyorum.

5) Mersin Devlet Hastanesi Cildiye Polikliniği’ne, insanlar en çok hangi şikayetlerle geliyor? Bu şikayetlerin en etkin tedavi yöntemleri nelerdir?

MERSİN DEVLET HASTANESİ CİLDİYE KLİNİĞİNE; En çok başvurulan hastalıklar. 1- Ekzamalar 2- Türkçe kurdeşen dediğimiz Ürtiker 3- Mantar hastalıkları 4- Güneş Yanıkları ve Güneşe karşı Allerjiler 5- Akne dediğimiz Ergenlik sivilceleri 6- Saç dökülmeleri 7- Sedef hastalığı 8- Tarlada çalışırken bitkilerin ve böceklerin teması ile olan allerjik hastalıklar 9- Mikrobik ve bulaşıcı yaralar ve kan çıbanları olarak özetleyebiliriz. Bu hastalıklar nerdeyse cilt hastalıklarının tümünü kapsıyor. Bunların tümünün tedavi yöntemlerini şimdi yazmak uzun sürer. İsterseniz ben önce aşağıda sorduğunuz hastalıklar konusunu söyleyim. Öbürlerinden başka söyleşilerde bahsederiz.

6) Yaz aylarının Mersin sıcakları ile bütünleşeceği günler kapıda, güneş yanıkları için ne gibi önlemler alınmalı; ve güneş yanığı problemlerinde ilk olarak hangi güneş lekesi tedavi yöntemlerinden faydalanmamızı önerirsiniz?

Güneş İnsan ve hayat için vazgeçilmez bir hayat kaynağıdır, Ancak güneşlenirken dozunu kaçırırsanız, Kısa vadede yanıklarla tatilinizi zehir eder, uzun senelerce güneşe maruz insanlarda deri kanserleri, Deri yaşlanması başta olmak üzere birçok hastalığa yol açar. Yüzde vücutta lekelere sebeb olur. En önemli tedbir Güneş banyosuna 5 – 10 dakika ile başlanmalı yavaş yavaş artırılmalıdır. Denize girerken ya sabah en geç saat 11’e kadar, Öğleden sonra saat 15’ten sonra girilmelidir. Saat 11 – 15 saatleri arasında günete çok kalmamalıdır. Özellikle sarışınlar kumrallar biraz daha dikkatli olmalıdır.  Güneşlenmden önce, Özellikle güneşe allerjisi olanlar ve leke şikayeti olanlar en az 50 Faktörlü güneş koruyucusu sürmelidirler. Her şeye rağmen güneş yanığı olmuşsa ilk iş güneşten uzaklaşılmalı, Yanık bölgesine soğuk su veya buz kompresi yapılmalı, yanan bölgedeki sinir uçlarının hava ile temasının kesilmesi ağrıyı dindireceğinden, Anestol pomat veya Antibiyotikli bir merhem, o da olmazsa vazelinle kapatılmalıdır. Yanık geniş bir yüzeyi kapsıyorsa ve içi su dolu kabarcıklar (2. derece yanık) yapmışsa bir doktora başvurulmalıdır. GÜNEŞ IŞIĞININ GEÇ ETKİLERİ: Güneşe uzun yıllar maruz kalan insanlarda ve özellikle de işleri gereği Güneşte çalışan meslek mensuplarında, Örneğin; Çiftçi, Amele, Denizci, Jeolog, asker gibi insanların derilerinde açık tenlilerde 40 _ 50 yaşından sonra, Esmerlerde 60 – 70 yaşlarından sonra derilerinde, Bazal hücreli ve Yassı hücreli kanserler, Benlerden gelişen Malign Melanom isimli kanserler olabilir. Ayrıca deri kalınlaşır, kabalaşır, kurur, elastikiyetini kaybeder, açık ve koyu renkli lekeler oluşur. Deride uzun süre kapanmayan bir yara veya, Birden bire büyüyen ve çevreye kan damarlar atan ve kanayan bir ben görülünce hemen doktora baş vurulmalıdır. Güneşten deri kalınlaşması (Aktinik keratoz) olanlar ve deri kanseri olanlar özellikle Mersin veya benzeri bir iklimde yaşıyorlarsa Nisan ayından başlayarak, Ekim ayına kadar Güneş koruyucu krem kullanmalıdırlar.GÜNEŞTEN OLUŞAN LEKELERE GELİNCE; Özellikle Hamilelik dönemindeki hormon faaliyetinden dolayı, böbrek üstü bezinden salgılan Pigment (deriye rengini veren madde) artırıcı hormonun artması ile ve güneşin temasıyla deride lekeler oluşur. Ayrıca benzer nedenlerle genç kızlarda oluşabilir. Ayrıca, Bazı ağrı kesici, antibiyotik ve sinir ilaçlarının alınması sonucu yüzde ve vücutta lekeler oluşur. LEKELERİN TEDAVİSİNE GELİNCE; Bir ilaçtan oluyorsa o ilaç bir daha alınmamalıdır. Hormanal dengesizlik veya adet bozukluğu varsa hormon düzenleyici ilaç verilebilir. Leke tedavsinde bizim yaptığımız ve devletin ödediği Ekspigment (%2 – 4) krem, Acnelise krem, Azalderm krem gibi ilaçları, Geceleri lekeli yerlere sürmelerini, gündüz güneş ışığıyla etkileri arttığından yıkamalarını, Gündüz ise Nisan ve Ekim ayları arasında en az 30 faktörlü Cildi çok açık ve hassas olanlarda 60 faktörlü veya üstü güneş koruyucu krem kullanmalarını tavsiye ediyorum.

7) Sivilce izlerinin tedavisinde, insanlar çok çeşitli kozmetiklerden faydalanıyorlar. Bu kozmetik ürünler, sivilce lekesi tedavisinde kullanılmalı mıdır; yoksa önereceğiniz daha farklı yöntemler var mı?

SİVİCELER KONUSUNA GELİNCE; Cildi yağlı olan (Tıbbi adı sebore) Genç kız ve delikanlıların başının belası bu Ergenlik sivilceler. ergenlik denilmesinin nedeni, Bu çağda başlayan horman faaliyeti ile birlikte derideki yağ bezleri, cinsel yağ bezlerindeki aşırı yağ ifrazı ve bunların üzerine derideki bazı mikropların infeksiyon (iltihap) yapması ile oluşmaktadır. Birincisi deride yağ ifrazını artırıcı Aşırı yağlı besinler, Kızatmalar, acı, patates cips, fındık fıstık, özellikle çekirdek ve aşırı miktarda çukulata yememelidirler. İkincisi oynayarak derinin savunmasını kırmamalıdırlar. Oynadıkça iz kalma ihtimali artar. İleri derecede sivilcesi olanlar, gecikmeden bir cildiye uzmanına başvurmalıdırlar. Bu gün başlagıçta gelinirse hiç iz bırakmayan tedavilerimiz var. Her şeye rağmen iz kalmışsa, yine iz eskimeden gelirlerse, Devletin ödediği veya kendinizin alacağı kremler var. Bunlar izi tamamen yok etmese de büyük oranda azaltmaktadır.

8) Saç dökülmesinin nedenleri nelerdir? Saç dökülmesini önlemek için neler yapılabilir? Saç dökülmesi ne şekilde çözülebilir?

SAÇ DÖKÜLMESİ KONUSUNA GELİNCE; 1- Buluğ çağı öncesi görülen Genellikle hayvanlardan bulaşan, Tedavi edilmezse iz bırakarak kellik yapan mantar hastalıklarıdır. Yaş ve kuru kel ve başta iltihap cinsleri vardır. Daha çok köy çocuklarında görülür. Bulaşıcıdır. Çağımızda azalmıştır. Bir doktor tarafından ciddi şekilde tedavi edilmezse iz bırakarak kellik yapar. 2- Bir cins dökülmede sıkıntıdan olur. Saçın veya sakalın veya vücudun bazı yerlerinde ağrısız veye iltihabi bir belirti olmadan bir bakar ki saçı dökülmüş. Ya da bir başkası görür, demir para veya el ayası büyüklüğünde, bazen de bütün başta dökülür. Hiç bir iç organla ilgisi yoktur. Bulaşıcı değildir. Çoğu kere iyi bir tedavi ile çıkar. Bazı saçın tam döküldüğü vakalar tedaviye direnebilir. 3- Bu grupta da ateşli hastalık geçirenlerde hastalığın toksinine bağlı dökülebilir, Yine Kanser hastalığı sebebiyle Kemoterapi ilaçlarının yan etkisi olarak dökülebilir. 4- sanıyorum senin esas sorduğun bizim Diffüz Alopecia (yaygın saç dökülmesi) Bu tür dökülmeler daha çok hormonal bozuklar, Tiroidin (Guatr) az çalışması, Androjen hormon yüksekliği, Kansızlık, vitamin eksikliği, Demir ve Çinko eksikliği, Aşırı saç boyama gibi sebeplerle dökülebilir. 5- Daha çok Cildi yağlı erkeklerde (Seboreik) görülen,genetik olan dökülme gurubudur ki. Maalesef tedaviye en çok direnen dökülme tipidir. Ben bunlara aşırı yağlı beslenmemelerini, Deride yağı azaltıcı Kükürtlü sabunlar ve Ketokonazol grubu ve zetion benzeri Tıbbi şampuanlar öneriyorum. İsteyenlere ve tedaviye direnenlere içinde Mimnokidil bulunan solüsyonlar da öneriyorum. Yine tedaviye devam edelim. Saç dökülmesinin sebebine göre, Kortizonlu solüsyonlar, Demir, çinko, B -12 vitamini gibi sebebe yönelik tedaviler veriyoruz. Yine bölgesel ve sıkıntıdan ileri gelen dökülmelerde deri altına ince uçlu iğneyle kortizon yapıyoruz. Bunu cildiye uzmanından başkasına kesinlikle yaptırmamak gerekir. Yanlış ve sık uygulanırsa hem saç çıkmaz hem de yerinde iz kalır.. Saç kökü öleceği için hiç çıkmaz. Bazı saç dökülmelerinde de Ultra viole uygulanır. Şimdilik bu kadar

9) Şiir kitabınızdan biraz bahseder misiniz? Şiir kitabı çıkarmak fikri nasıl oluştu? Kitabınızdaki şiirlerin konusundan genel olarak bahsetmeniz mümkün mü?

ŞİİR KİTABI KONUSUNA GELİNCE; İnşallah kitabı okuyunca bunların hepsine cevap bulacaksın. Bu bana genetik bir miras olarak atalarımdan geliyor. Babam şairdi, Babaannem de maniler söylerdi. Kitapta onun manileri de var. Onun babası yani babamın dedesi halk şairiymiş. Biz Türkmenlerde halk şairi çok çıkar. Amcamın kızı Cumhurbaşkanlığı şiir ödülünü aldı. Ben de 12 yaşımdan beri şiir yazardım. O küçük defterleri atmamış saklamıştım. Hatta onların fotokopileri de kitapta var. Kitapta 15 yaşında yazılmış şiir de var 60 yaşında yazılmış olan da. Her şiiri yazıldığı yaşa göre değerlendirmek gerek. Yoğun idarecilik ve meslek hayatımın yoğunluğu nedeniyle bastıramamıştım. Başhekimlikten ayrılınca zaman buldum. Şiir benim için bir yaşam tarzıdır. Kitaptaki birçok şiiri Fakültedeki ders notları ve kitaptan topladım. Hiç bir şey bu küçük kitabı basmak kadar mutlu etmemişti. Artık ölürsem arkamda küçük de olsa bir eser. Hayatta ilk defa kendim için birşey yaptım. Herkes şiir yazabilir ama toplum kabul ederse ŞAİR olur.

10) ”Şiir kitabı çıkarmak istiyorum” diyenlere ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?

Kitap yayınlamak isteyenlere önerime gelince, Hiç durmasın yayılasınlar en azından arkalarında bir eser bırakmış olurlar.

11) Son olarak sizin eklemek istediğiniz; bizim sormayı unuttuğumuz herhangi bir konu varsa, bunları da bizimle paylaşır mısınız?

beni onore ettiğn ve Söyleşi yaptığın için Çok teşekkür ederim. HOŞÇA KAL

Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Meslek hayatınızda; ve güzel şiirlerinizde, başarılarınızın devamını diliyoruz.

Doktor Yılmaz Aksoy’a ulaşabileceğiniz adres; ve telefon numarası :
MODERN TIP MERKEZİ , 22 Çevre yolunda, Şehir Mezarlığının Güneyinde.
Tlf: 0324 321 86 44

İlginizi Çekebilecek Diğer Konular

admin

2 Comments

  1. slm abı senle görüşmek istıyorum telefonun veya adresın varmı

  2. iyi günler çok büyük aptallık yaptım ve bir ürün aldım 2 gün kullandıktan sonra cildim kurudu zeytinyağ sürmeme rağmen henüz geçmedi ve cildim şu anda yanık kırmızı vaziyette ne yapmalıyım bana yardım edebilir misiniz? şimdiden teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.